M.islamoglundan ters iliski fetvalari....

Cinsel İlişkide Kadına Arkadan Yaklaşma!

06.08.2008

http://www.mustafaislamoglu.com/haber_detay.php?haber_id=388

Soru;

 "Ben, imam humeyniyi seven ona sempati duyan bir insanım ve tam olarak hakkında çok fazla detaylara sahip olmasam da âlim bir kişilik olarak bilirim. Fakat geçenlerde bir selef arkadaşın onun hakkında bir şey dediğine şahit oldum inanmak istemedim araştırmaya çalıştım ama kaynak eksiğim çok fazla olduğu için söylentilerden başkasına ulaşamadım.

Bu yüzden kafam karışık mesele şu hocam tabi konuyu size açarken de affınıza sığınıyorum ilimde mahrem olmazmış.

Arkadaş İmam humeyninin cinsel ilişkide arkadan yaklaşmaya cevaz verdiğini ve böyle bir fetvası olduğunu söyledi. Benim Sünni anlayışta öğrendiğim şeylerin tam tersi bu da benim imam Humeyni tasavvurumu zedeledi araştırmaya kalktım ama kaynak bilgim az olduğundan dolayı sizden yardım almaya karar verdim sizden dileğim bunun gerçek olup olmadığı hakkında beni aydınlatmanız yada beni bir kaynağa yönlendirmeniz?

-zira eğer doğru ise bunu imam Humeyni ne ye dayanak yaptığını bu söylenenin doğru olması durumunda yıkılan tasavvurumun tam anlamıyla oturması için yapmam gerekenleri bana açıklayarak yada bana bir kaynak göstererek yaparsanız beni Şuan ki sıkıntımdan kurtarmış olursunuz şimdiden sizlerden Allah razı olsun "

 

 

Cevap; "Aziz mümin,

Bu yaklaşım tam da "imam Şafii kişinin öz kızıyla zinasının caiz olduğuna fetva veriyor" demek kadar kendini bilmezce, alçakça ve art niyetlidir.

Evet, Şafii, kişinin zinadan olma kızıyla nikâhlanmasına cevaz verir. Bu cevaz bizce de yanlıştır. Fakat Şafii'nin usulünden kaynaklanır. Şimdi biri kalkıp "Şafii kişinin kızıyla evlenmesi caizdir diyen bir adamdır" derse terbiyesizlik etmiş olmaz mı?

İşte Ayetullah Humeyni için denilen de tam buna benzer. Bu Ayetullah Humeyni'nin icad ettiğıi bir şey değil ki. Ta İbn Abbas'ın öğrencisi ikrime ayetteki "kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza nereden/nasıl isterseniz öyle varınız" ayetini herhangi bir sınırlama olmadığı şeklinde yorumlamıştır. İkinci nesilden/tabiinden olan ikrime'nin bu yorumuna kendi çağdaşlarından "köle yanıldı" tepkisini veren tabiin olmuştur.

Ehl-İ Beyt okulu genellikle bu yorumu benimsemiştir.

Ehl-i Sünnet Okulu ise bu yaklaşıma itiraz etmiştir. Şöyle ki:

Ayetteki ennâ zarfının aslen iki manaya geldiği doğrudur: 1) nereden, 2) nasıl.

Fakat ayet "kadınlarınız sizin tarlanızdır" buyuruyor. Tarla ürün veren yerdir.

Dolayısıyla tarla denilmeye rahme açılan kadınlık uzvu layıktır ve ayet örtülü olarak onu kastetmiştir. Zira dölyolu ancak "tarla" vasfını almaya layıktır. Diğer yol için insan ürünü olan çocuğun doğumunda rol oynamadığı için "tarla" denilemez. Dolayısıyla ayette kapalı olarak kastedilen "tenasül organıdır" ve ayetin açılımı da "kadınlarınız sizin nesillerinizin tohumunu ekip o tohumun mahsulü olan çocuklarınızı hasat ettiğiniz tarlanızdır; o tarlaya tenasül yolundan olmak şartıyla, hangi pozisyonda, hangi yönden, hangi usulle varırsanız varın, bu sizin bileceğiniz iştir" denilmiştir.

Bu konuda Hz. Ömer’in yaşadığı nakledilen bir de nüzul sebebi rivayeti vardır. Hz. Ömer bir gün pişmanlık sözleriyle Allah Rasulü'ne başvurur. Sebebini ise farklı cinsel ilişki pozisyonunu kastederek "Atıma bugün ters bindim" der. Rivayete göre bu ayet bunun üzerine inmiş olur.

Ezcümle:

1. Bu ilmi bir mevzu olan ve farklı mezheplerdeki âlim ve fakihlerin kendi aralarında tartıştıkları ve ihtilaf ettikleri bir meseleye böylesine basit, sığ ve buram buram mezhep holiganlığı kokan bu çirkin yaklaşım merduttur, edepsizdir, verdiğim Şafii örneğinde olduğu gibidir.

2. Ulemamızın ilmi olarak kendi aralarında tartıştığı meseleleri cühelamızın böylesine reddi bir üslupla tarafgirliklerine alet etmeleri çirkindir, zararlıdır, hadsizliktir.

3. Bu basitlikte ele alınırsa, Nebiz'e helaldir dediği için İmam Azam Ebu Hanife'yi "Bira'ya helaldir" dedi iftirasıyla, İmam Muhammed'i Daru'l-Harp'te karlı çıkacaksa mümine verdiği "ribalı muamele" cevazı yüzünden "İmam Muhammed faize helaldir" dedi iftirasıyla ve daha birçok imam diğer imamlara muhalefet ettiği ve ilmi bir biçimde ortaya koydukları fetvaları yüzünden iftiralara maruz kalabilir.

Allah bizi insaf, adalet ve itidalden ayırmasın." ­| İslamoğlunun Sözleri burada bitti.


Meselenin Tenkiti;

Şimdi İslamoğlu neden; "Haramdır, sapıklıktır ve İğrenç bir pisliktir demiyor da!" Meseleyi "ihtilaflı" gibi gösterip kafaları allak bullak edip, insanların içindeki “fıtrata aykırı”  ve alçak şehevi duyguları tetikliyor?

Yoksa bu İslamoğlunun Mezhebi inancımı? Acaba İslamoğlu Gizli bir Şii’mi? (İnsanın aklına her şey geliyor; Kat'i Haram olan bir meseleyi niçin bu kadar karıştırıyor? Neden soruyu sorana, evet kardeşim Humeyninin görüşü yanlıştır! Bu "kadına arkadan yaklaşma" hususu kesin Haramdır, tartışmak caiz değildir demiyor?)

İslamoğlunun Meseleyi ele alışına bakın! “Nebiz'e (Ki Nebiz, helâl ve haram olmak üzere iki kısma ayrılır) helaldir dediği için İmam Azam Ebu Hanife'yi "Bira'ya helaldir" dedi iftirasıyla” aynı şeymiş gibi (Sanki burada Humeynisine İftira Atılıyor!)  Nasılda meseleyi çarpıtıyor! Aslında burada İslamoğlunun niyeti, kadına “arkadan varmak caizdir” diyen Şia ve humeyniyi eleştirenlere  hakaret etmek!

Bakınız Yukarıda İslamoğlu aynen şunları yazıyor;

Bu yaklaşım tam da "imam Şafii kişinin öz kızıyla zinasının caiz olduğuna fetva veriyor" demek kadar kendini bilmezce, alçakça ve art niyetlidir”

İslamoğlunun, Meseleyi bu cümlelerle açıklaması Şu anlama geliyor; Humeyni'yi verdiği o fetvadan dolayı eleştirmek veya kınamak başkasına da Humeyni'nin o görüşünü söylemek, kendini bilmezlik, alçaklık ve art niyetli olmak oluyor!

Bu ne demek oluyor? Bu husus Bir Şii Mollaya sorulsa, inanın cevabı bundan farklı olmazdı (!)


Gelelim Meselenin Kat’i Haram oluşundaki delillere;

Öncelikle Kur'an'da kadınlarla cinsel ilişki konusunda çok açık bir hüküm vardır; Bakara Suresinin 222. ayeti şöyledir:

"Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever".

Bu ayette Yüce Allah, kadınların ay haliyle ilgili genel bir yasaklama olduğunu bildirerek, kadınlara adet halleri vaktinde yaklaşmanın haram olduğunu bildirmektedir. Fakat adet halleri gidip, temizlendikleri vakit onlara yanaşmayı helal kılmakta ve "Allah'ın emrettiği yerden" şeklinde bir kayıtla temizlendikten sonra kadınlara yaklaşmanın helal olduğunu bildirmektedir.

Şu halde kadınlara yaklaşmanın helal olduğu tek yer, “kadının cinsel organı” olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bir konuda insanlara helal olduğu bildirilen tek bir nokta varsa, ayrıca diğerlerinin haram olduğunun bildirilmesine gerek yoktur. Zira "Allah'ın emrettiği yer" ifadesi, kadının cinsel organını ifade etmek üzere kullanılmıştır, Allah'ın emrettiği yerin dışında kalanlar, Allah’ın emretmediği ya da Allah'ın rızasının olmadığı bölgeler anlamında anlaşılır.

Bu ayet hükmüne göre, kadınlara yaklaşmanın helal olduğu yer sadece cinsel organ olarak sabit olduğuna göre, bunun dışında kalan, arkadan yaklaşma, ağız yoluyla temas (oral) gibi cinsellik uygulamalarının haram olduğu ortaya çıkar.

Erkeklerin kadınlara Allah'ın emrettiği yerden, cinsel organdan yaklaşmaları şer’î nassın gereğidir.

Ali b. Ebu Talha İbni Abbas'tan şunu rivayet eder:

"Allah'ın size emrettiği yerden..." * ayetinden maksat cinsel organdır. Bunun dışına çıkmayınız. Kim bunun dışına çıkarsa haddi aşmış olur."

“Mücahid der ki: “emrettiği yerden” ayeti cinsel organdan anlamına gelmektedir." Bu ayetin yüce Allah'ın şu ayetine atıf olduğu söylenemez: "Onun için adet halinde kadınlarınızdan ayrılın." * Çünkü ayetin tamamı şöyledir:
"Sana adet halinden soruyorlar. De ki: O, bir ezadır. Onun için adet halinde kadınlarınızdan ayrılın. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın..." *

Böyle bir ifade kullanılamaz, çünkü hayız hali, mekanla değil zamanla alakalı bir husustur. Şayet mekanla alakalı bir husus olsaydı, hayız zamanının dışında onlara yaklaşınız denilirdi. Tam tersine ayet mekana delalet edecek bir şekilde gelmiştir. Bunun, hayza çevrilmesi mümkün değildir. Zira "haysü" lafzı ancak mekana delalet ettiğinden dolayı kesinlikle hayız anlamına gelmez. Allah'ın size emrettiği yerden yani cinsel organdan yaklaşınız anlamına gelir.

Nikâh ve evlilik ayetleri de bunu emretmektedir. Bu anlamı, bu ayetin hemen ardından gelen ve kadının, nesil için olduğunu açıklayan ayet de teyit etmektedir. Ayet adeta şu anlama gelmektedir: Neslin geldiği yerden yaklaşınız. Nesil ise ancak cinsel organdan gelmektedir. Bu nedenle ayet şöyledir:

"Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın. Şüphesiz ki Allah hem tevbe edenleri hem de temizlenenleri çok sever. Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz yerden varın." *

Bu ayette yer alan: "Kadınlarınız sizin için bir tarladır." ifadesi, daha önce gelen: "Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın." ayetini açıklamaktadır. Bu ifade, Allah'ın, yaklaşılmasını emrettiği yerle, cinsel organla ilgili bir açıklamadır. Yine ayette yer alan: "tarlanızdır" ifadesi ekilecek yer anlamında kullanılan bir kinayedir. "dilediğiniz yerden" ifadesi, nasıl isterseniz demektir.

Kelimesi nereden isterseniz değil nasıl isterseniz anlamına gelir. Çünkü kelimesi "nasıl" anlamında kullanılmaktadır. Nadiren karşılaşılabilecek durumlar haricinde "nereden" anlamında kullanılmaz. Her iki anlamda da kullanılacağını varsaysak bile; "tarlanızdır." ifadesi burada, "nereden" anlamına değil "nasıl" anlamına ait bir karinedir. Bu karine iki yerde birden gelmektedir. "Kadınlarınız sizin için bir tarladır" ifadesi, ekin anlamına geldiği ve ekin yerinden gelinmesi hususunda yeterlidir.

Ancak yaklaşma konusunu anlatırken "onlara dilediğiniz yerden varın”, ifadesi kullanılmamış, tam tersine, (ekin) kelimesi kullanılarak şöyle denilmiştir: "O halde tarlanıza dilediğiniz yerden varın." Ayette; her türlü ihtimali ortadan kaldırmak ve tekid için "kadınlara dilediğiniz yerden varın" ifadesi kullanılmamıştır.

Adeta Allahu Teâla şöyle demektedir: Ekin yerinden yaklaşmak kaydıyla kadınlara dilediğiniz şekilde yaklaşmanızda size bir günah yoktur. "O halde tarlanıza varın." ifadesi cinsel organdan yaklaşma hususunda kesin bir nasstır.

Diğer taraftan bu ayetin nüzul sebebini oluşturan kadınlara nasıl yaklaşılması gerektiği yönündeki soru da buna delalet etmektedir

Süfyan b. Said es-Sevri'den: Muhammed b. el-Münkedir Cabir b. Abudullah'ın şöyle dediğini haber veriyor:

"Yahudiler; kim karısı ile arkası dönmüş bir halde cinsi münasebette bulunursa çocuk şaşı olur, derlerdi. Bunun üzerine; "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz yerden varın." * ayeti nazil oldu.

"Bir hadiste ibni Cüreyc, Rasulullah (sav)'in: "Fercden (cinsel organdan) olduktan sonra önden ve arkadan." dediğini rivayet eder. Bu nedenledir ki; "Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın." ayeti, Allah'ın emrettiği yerin dışından onlara varmanın haram olduğuna delalet eder. "Kadınlarınız sizin için bir tarladır." ayeti, Allah'ın yaklaşılmasını emrettiği yeri yani cinsel organı açıklayan bir ifadedir.

Bunlara ilave olarak nikah ve evlilikle ilgili ayetler de buna delalet etmektedir. Bunların tamamı kadına dübüründen yaklaşmanın haram olduğuna delalet etmektedir.

Öte yandan kadınla dübüründen ilişki kurmanın haram olduğuna açıkça delalet eden birçok hadis vardır.

Allah Mümin’leri Bel’am’ların şerrinden korusun… (Amin)

Son Güncelleme : Pazar, 18 Ocak 2009

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !