www.ortakreklam.blogcu.com
Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us


Ehli sunnet ulemasi M.Islamoglu aleyhine reddiye yazdi...

• 19/3/2009 - M.islamoglunun hezeyanlari

Mustafa İslamoğlunun Hezeyanları!  
<_script /><_script />

 


"Cennet cehennem yok olacaktır" görüşü benim görüşüm değildir. Bir Kur'an talebesi olarak Kur'an’daki "huld" ves "ebed" kelimelerini tahlil ettim. Cennet ve Cehennemin ebediliğinin nasıl anlaşıldığını sahabenin olayı nasıl yorumladığını söyledim.

Hz. Ebubekir'in, Hz. Ömer'in, Hz. Abdullah b. Mes'ud başta olmak üzere birçok güzide sahabinin bu konudaki günümüz yaygın kanaatinin aksine olan görüşlerini serdettim. Cehennemin sonsuz olmadığını söylediklerini naklettim. 

Buna da İbn kayyım el-Cevziyyenin yazdığı Hadi'l-Ervah İla Biladi'l-Efrah adlı eserini kaynak gösterdim. Bu eser arapça olarak piyasada var. Her yerde satılıyor. Bakmak isteyen açıp bakar. İbn Kayyım'ın ilmi yetkinliğinin derecesini siz bilmezseniz bilen birine sorabilirsiniz. “

Bir sonraki derste kendi görüşümü naklettim. O da şuydu: “CENNET VE CEHENNEMİN ZAMANI GAYBİ BİR KONUDUR. BU KONUDA KONUŞMAK ĞAYBI TAŞLAMAKTIR. BUNU ALLAH BİLİR. BİZE DÜŞEN CEHENNEMDEN SAKINMAK CENNETİ HAK ETMEKTİR” M.İslamoğlunun sözleri burada bitti. Tenkit; 

Ehl-i Sünnet, Cennet ve cehennemin ebediliği hususunda görüş birliği içindedir. Sadece İbn Teymiyye ve İbnu'l-Kayyım'da bu noktada İcma'a muhalif bir tavır görüyoruz.

"İbnu´l-Vezîr" diye bilinen, el-Avâsım sahibi Muhammed b. İbrahim el-Yemânî, Sübülü´s-Selâm sahibi Muhammed b. İsmail es-San´ânî ve Zâhid el-Kevserî, kâfir ve müşrikler için Cehennem hayatının sonsuz olmadığı görüşünü İbn Teymiyye ve İbnu´l-Kayyım´a nisbet etmiştir.[1]

İbn Hazm, üzerinde icma bulunan meseleleri zikretmek maksadıyla kaleme aldığı Merâtibu´l-İcmâ´da "beka-i nar" meselesini de zikretmiş ve şöyle demiştir:

"Cehennem´in hak olduğunda, buranın ebedî bir azap yurdu olduğunda, kendisinin de içindekilerin de sonsuz ve ebedî olarak devam edip, fena bulmayacağında ittifak etmişlerdir?" [2] 

M. İslamoğlu, Kur’an-da onlarca apaçık Ayet varken,  Alimlerin İcmaı varken, Cennet ve Cehennemin ebediliğini nasıl olurda gaybı bir mesele olarak ele alır? İşte asıl felaket budur!

Ayrıca, Bazı büyük Sahabelerin Fena-i Nar (Cehennemin sonsuz olmadığını söyledikleri) ilgili görüşleri, O büyük Sahabelere atılmış korkunç bir iftiradır! Bu iftiranın sahibi kimlerse Allah Onları kahretsin!

Vede İslamoğlu, Fena-i nar hususunda, İbn Teymiyye ve Kayyım’ın Küfür olan “batıl” görüşlerini nakledip, bunları karşı görüş gibi göstermesi, gerçekte onların suçuna ve günahına ortak olmasıdır!

Hakkı bilip gizlemek ne kötüdür!

Bu Hususta, Allah’ın (C.C) Yüce Resulü (Sav) şöyle buyurur;

“Bid’atlar veya fitneler ortaya çıkıp, Ashabıma dil uzatıldığı zaman, Âlim(ler)de ilim(ler)ini açığa çıkarsın(lar)(halkı aydınlatsınlar). Bunu yapmayana Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti üzerine olsun. Allah bunlardan ne farzları ne de sünnetleri kabul eder.” (3)

Cennet ve cehennem hayatının ebediliği, Kur'an, Sünnet ve İcma ile sabit zarurat-ı diniyyedendir. Konuyla ilgili ayet ve hadisler burada zikredilemeyecek kadar fazladır. Ümmet seleften halefe bu itikat üzere icma ede gelmiştir. İbn Hazm, "Merâtibu'l-İcma"da cennet ve cehennemin ebedî olduğu konusunda icma edildiğini ve bu icmaa muhalefet edenlerin küfründe icma bulunduğunu söyler. (4) 

İşte Kur’andan Bazı Ayetler;

“... İşte onlar Rablerine karşı inkara sapanlar, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır”. (Rad Suresi, 5)

2-BAKARA 162- “Onlar ebedi olarak onun altında kalırlar. Ne azabları hafifletilir, ne de kendilerine göz açtırılır.”

3-AL-İ İMRAN 116- “O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardır.”  

9-TEVBE 17- “Müşrikler kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken Allah'ın mescidlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardır.”

9-TEVBE 63- “Bilmiyorlar mı ki, kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, ona muhakkak ki içinde ebedi kalınacak cehennem ateşi vardır. İşte rüsvaylığın büyüğü de budur.”

10-YUNUS 52- “Sonra o zulüm yapanlara "Tadın bakalım şu ebedi azabı!" denilecek. Vaktiyle kazandığınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız?"

43-ZUHRUF 74- “Şüphesiz ki suçlular, cehennem azabında ebedi olarak kalacaklardır.”

 

Dipnot;

1- Te´nîbu´l-Hatîb, 147; Makâlât, 450

2- İbn Hazm, Merâtibu´l-İcmâ´, 268

3- Hatip, el-Câmi’. İbn el-Asakir

4- Dr. Ebubekir Sifil, Milli Gazete, 24 Temmuz 2004

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 19/3/2009 - Iste iranin kardeslik anlayisi....sunni katliami...

<_script /><_script />

Okunma Sayısı : 14

Yayınlama yeri : , Şia ve Mahiyeti


İRAN ANALİZ ÖZEL / Anayasasında Sünniliğe yer vermeyen, Tahran’da tek bir Sünni camisinin yapımına izin vermeyen, bakanlıklar, askeri, diplomasi, bürokrasi ve üst düzey önemli devlet makamların hiçbirinde Sünni vatandaşlara yer vermeyen İran İslam Cumhuriyeti Sünni kesimleri hedef almaya devam ediyor. 13 Mart 2009, günü İran iki önemli Sünni alimi idam etti.

En son 600 kapasiteli Ebu Hanife Camisi ve Okulunu 2008 yaz mevsiminde yerle bir eden İran Devleti, Belucistan, Ahvaz ve Zahidan bölgesinde de Ehli Sünnet kesimlerini, önde gelen Sünni alimleri sindirmeye, tutuklamaya, faili mechul şekilde yok etmeye veya idam etmeye devam ediyor.

İran’daki Ehli Sünnet kesimin resmi sitesi olan Sunni Online web sitesinin haberine göre 8 Rebiülevvel 1430 Hicri, 13 Mart 2009 günü sabahı Belucistan ve Sistan eyaleti başkenti Zahidan’daki Ehli Sünnet vel Cemaat’in önde gelen alimlerinden Şeyh Halilullah Zarii ile Şeyh Hafız Selahaddin Seyyidi hakkındaki idam kararını infaz etti.

(Foto: sağdaki Şehit Halilullah, soldaki Şehit Selahaddin)

İki şehit alim hakkındaki idam kararı mahkeme tarafından sözde rejime tehdit oluşturmak ve kanunsuz şekilde silah saklamak suçlamasıyla uygulandı.

Öte yandan İran Rejimi’nin ülke içindeki Ehli Sünnet kesimlerini hedef alan saldırılarını pervasızca artırarak devam etmesinde dünya genelindeki Müslümanların sessiz kalmasının ve kitle iletişim araçlarında İran’ın Sünnileri hedef alan cinayet, asimilasyon ve hiçbir hakkını vermediği noktasında yeterli düzeyde etkili haberlerin yer almıyor olmasının sebep olduğuna dikkat çekiliyor.

Kaynak: İran Ehli Sünnet Resmi Sitesi


Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 19/3/2009 - M.islamoglundan ters iliski fetvalari....

Cinsel İlişkide Kadına Arkadan Yaklaşma!

06.08.2008

http://www.mustafaislamoglu.com/haber_detay.php?haber_id=388

Soru;

 "Ben, imam humeyniyi seven ona sempati duyan bir insanım ve tam olarak hakkında çok fazla detaylara sahip olmasam da âlim bir kişilik olarak bilirim. Fakat geçenlerde bir selef arkadaşın onun hakkında bir şey dediğine şahit oldum inanmak istemedim araştırmaya çalıştım ama kaynak eksiğim çok fazla olduğu için söylentilerden başkasına ulaşamadım.

Bu yüzden kafam karışık mesele şu hocam tabi konuyu size açarken de affınıza sığınıyorum ilimde mahrem olmazmış.

Arkadaş İmam humeyninin cinsel ilişkide arkadan yaklaşmaya cevaz verdiğini ve böyle bir fetvası olduğunu söyledi. Benim Sünni anlayışta öğrendiğim şeylerin tam tersi bu da benim imam Humeyni tasavvurumu zedeledi araştırmaya kalktım ama kaynak bilgim az olduğundan dolayı sizden yardım almaya karar verdim sizden dileğim bunun gerçek olup olmadığı hakkında beni aydınlatmanız yada beni bir kaynağa yönlendirmeniz?

-zira eğer doğru ise bunu imam Humeyni ne ye dayanak yaptığını bu söylenenin doğru olması durumunda yıkılan tasavvurumun tam anlamıyla oturması için yapmam gerekenleri bana açıklayarak yada bana bir kaynak göstererek yaparsanız beni Şuan ki sıkıntımdan kurtarmış olursunuz şimdiden sizlerden Allah razı olsun "

 

 

Cevap; "Aziz mümin,

Bu yaklaşım tam da "imam Şafii kişinin öz kızıyla zinasının caiz olduğuna fetva veriyor" demek kadar kendini bilmezce, alçakça ve art niyetlidir.

Evet, Şafii, kişinin zinadan olma kızıyla nikâhlanmasına cevaz verir. Bu cevaz bizce de yanlıştır. Fakat Şafii'nin usulünden kaynaklanır. Şimdi biri kalkıp "Şafii kişinin kızıyla evlenmesi caizdir diyen bir adamdır" derse terbiyesizlik etmiş olmaz mı?

İşte Ayetullah Humeyni için denilen de tam buna benzer. Bu Ayetullah Humeyni'nin icad ettiğıi bir şey değil ki. Ta İbn Abbas'ın öğrencisi ikrime ayetteki "kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza nereden/nasıl isterseniz öyle varınız" ayetini herhangi bir sınırlama olmadığı şeklinde yorumlamıştır. İkinci nesilden/tabiinden olan ikrime'nin bu yorumuna kendi çağdaşlarından "köle yanıldı" tepkisini veren tabiin olmuştur.

Ehl-İ Beyt okulu genellikle bu yorumu benimsemiştir.

Ehl-i Sünnet Okulu ise bu yaklaşıma itiraz etmiştir. Şöyle ki:

Ayetteki ennâ zarfının aslen iki manaya geldiği doğrudur: 1) nereden, 2) nasıl.

Fakat ayet "kadınlarınız sizin tarlanızdır" buyuruyor. Tarla ürün veren yerdir.

Dolayısıyla tarla denilmeye rahme açılan kadınlık uzvu layıktır ve ayet örtülü olarak onu kastetmiştir. Zira dölyolu ancak "tarla" vasfını almaya layıktır. Diğer yol için insan ürünü olan çocuğun doğumunda rol oynamadığı için "tarla" denilemez. Dolayısıyla ayette kapalı olarak kastedilen "tenasül organıdır" ve ayetin açılımı da "kadınlarınız sizin nesillerinizin tohumunu ekip o tohumun mahsulü olan çocuklarınızı hasat ettiğiniz tarlanızdır; o tarlaya tenasül yolundan olmak şartıyla, hangi pozisyonda, hangi yönden, hangi usulle varırsanız varın, bu sizin bileceğiniz iştir" denilmiştir.

Bu konuda Hz. Ömer’in yaşadığı nakledilen bir de nüzul sebebi rivayeti vardır. Hz. Ömer bir gün pişmanlık sözleriyle Allah Rasulü'ne başvurur. Sebebini ise farklı cinsel ilişki pozisyonunu kastederek "Atıma bugün ters bindim" der. Rivayete göre bu ayet bunun üzerine inmiş olur.

Ezcümle:

1. Bu ilmi bir mevzu olan ve farklı mezheplerdeki âlim ve fakihlerin kendi aralarında tartıştıkları ve ihtilaf ettikleri bir meseleye böylesine basit, sığ ve buram buram mezhep holiganlığı kokan bu çirkin yaklaşım merduttur, edepsizdir, verdiğim Şafii örneğinde olduğu gibidir.

2. Ulemamızın ilmi olarak kendi aralarında tartıştığı meseleleri cühelamızın böylesine reddi bir üslupla tarafgirliklerine alet etmeleri çirkindir, zararlıdır, hadsizliktir.

3. Bu basitlikte ele alınırsa, Nebiz'e helaldir dediği için İmam Azam Ebu Hanife'yi "Bira'ya helaldir" dedi iftirasıyla, İmam Muhammed'i Daru'l-Harp'te karlı çıkacaksa mümine verdiği "ribalı muamele" cevazı yüzünden "İmam Muhammed faize helaldir" dedi iftirasıyla ve daha birçok imam diğer imamlara muhalefet ettiği ve ilmi bir biçimde ortaya koydukları fetvaları yüzünden iftiralara maruz kalabilir.

Allah bizi insaf, adalet ve itidalden ayırmasın." ­| İslamoğlunun Sözleri burada bitti.


Meselenin Tenkiti;

Şimdi İslamoğlu neden; "Haramdır, sapıklıktır ve İğrenç bir pisliktir demiyor da!" Meseleyi "ihtilaflı" gibi gösterip kafaları allak bullak edip, insanların içindeki “fıtrata aykırı”  ve alçak şehevi duyguları tetikliyor?

Yoksa bu İslamoğlunun Mezhebi inancımı? Acaba İslamoğlu Gizli bir Şii’mi? (İnsanın aklına her şey geliyor; Kat'i Haram olan bir meseleyi niçin bu kadar karıştırıyor? Neden soruyu sorana, evet kardeşim Humeyninin görüşü yanlıştır! Bu "kadına arkadan yaklaşma" hususu kesin Haramdır, tartışmak caiz değildir demiyor?)

İslamoğlunun Meseleyi ele alışına bakın! “Nebiz'e (Ki Nebiz, helâl ve haram olmak üzere iki kısma ayrılır) helaldir dediği için İmam Azam Ebu Hanife'yi "Bira'ya helaldir" dedi iftirasıyla” aynı şeymiş gibi (Sanki burada Humeynisine İftira Atılıyor!)  Nasılda meseleyi çarpıtıyor! Aslında burada İslamoğlunun niyeti, kadına “arkadan varmak caizdir” diyen Şia ve humeyniyi eleştirenlere  hakaret etmek!

Bakınız Yukarıda İslamoğlu aynen şunları yazıyor;

Bu yaklaşım tam da "imam Şafii kişinin öz kızıyla zinasının caiz olduğuna fetva veriyor" demek kadar kendini bilmezce, alçakça ve art niyetlidir”

İslamoğlunun, Meseleyi bu cümlelerle açıklaması Şu anlama geliyor; Humeyni'yi verdiği o fetvadan dolayı eleştirmek veya kınamak başkasına da Humeyni'nin o görüşünü söylemek, kendini bilmezlik, alçaklık ve art niyetli olmak oluyor!

Bu ne demek oluyor? Bu husus Bir Şii Mollaya sorulsa, inanın cevabı bundan farklı olmazdı (!)


Gelelim Meselenin Kat’i Haram oluşundaki delillere;

Öncelikle Kur'an'da kadınlarla cinsel ilişki konusunda çok açık bir hüküm vardır; Bakara Suresinin 222. ayeti şöyledir:

"Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever".

Bu ayette Yüce Allah, kadınların ay haliyle ilgili genel bir yasaklama olduğunu bildirerek, kadınlara adet halleri vaktinde yaklaşmanın haram olduğunu bildirmektedir. Fakat adet halleri gidip, temizlendikleri vakit onlara yanaşmayı helal kılmakta ve "Allah'ın emrettiği yerden" şeklinde bir kayıtla temizlendikten sonra kadınlara yaklaşmanın helal olduğunu bildirmektedir.

Şu halde kadınlara yaklaşmanın helal olduğu tek yer, “kadının cinsel organı” olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bir konuda insanlara helal olduğu bildirilen tek bir nokta varsa, ayrıca diğerlerinin haram olduğunun bildirilmesine gerek yoktur. Zira "Allah'ın emrettiği yer" ifadesi, kadının cinsel organını ifade etmek üzere kullanılmıştır, Allah'ın emrettiği yerin dışında kalanlar, Allah’ın emretmediği ya da Allah'ın rızasının olmadığı bölgeler anlamında anlaşılır.

Bu ayet hükmüne göre, kadınlara yaklaşmanın helal olduğu yer sadece cinsel organ olarak sabit olduğuna göre, bunun dışında kalan, arkadan yaklaşma, ağız yoluyla temas (oral) gibi cinsellik uygulamalarının haram olduğu ortaya çıkar.

Erkeklerin kadınlara Allah'ın emrettiği yerden, cinsel organdan yaklaşmaları şer’î nassın gereğidir.

Ali b. Ebu Talha İbni Abbas'tan şunu rivayet eder:

"Allah'ın size emrettiği yerden..." * ayetinden maksat cinsel organdır. Bunun dışına çıkmayınız. Kim bunun dışına çıkarsa haddi aşmış olur."

“Mücahid der ki: “emrettiği yerden” ayeti cinsel organdan anlamına gelmektedir." Bu ayetin yüce Allah'ın şu ayetine atıf olduğu söylenemez: "Onun için adet halinde kadınlarınızdan ayrılın." * Çünkü ayetin tamamı şöyledir:
"Sana adet halinden soruyorlar. De ki: O, bir ezadır. Onun için adet halinde kadınlarınızdan ayrılın. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın..." *

Böyle bir ifade kullanılamaz, çünkü hayız hali, mekanla değil zamanla alakalı bir husustur. Şayet mekanla alakalı bir husus olsaydı, hayız zamanının dışında onlara yaklaşınız denilirdi. Tam tersine ayet mekana delalet edecek bir şekilde gelmiştir. Bunun, hayza çevrilmesi mümkün değildir. Zira "haysü" lafzı ancak mekana delalet ettiğinden dolayı kesinlikle hayız anlamına gelmez. Allah'ın size emrettiği yerden yani cinsel organdan yaklaşınız anlamına gelir.

Nikâh ve evlilik ayetleri de bunu emretmektedir. Bu anlamı, bu ayetin hemen ardından gelen ve kadının, nesil için olduğunu açıklayan ayet de teyit etmektedir. Ayet adeta şu anlama gelmektedir: Neslin geldiği yerden yaklaşınız. Nesil ise ancak cinsel organdan gelmektedir. Bu nedenle ayet şöyledir:

"Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın. Şüphesiz ki Allah hem tevbe edenleri hem de temizlenenleri çok sever. Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz yerden varın." *

Bu ayette yer alan: "Kadınlarınız sizin için bir tarladır." ifadesi, daha önce gelen: "Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın." ayetini açıklamaktadır. Bu ifade, Allah'ın, yaklaşılmasını emrettiği yerle, cinsel organla ilgili bir açıklamadır. Yine ayette yer alan: "tarlanızdır" ifadesi ekilecek yer anlamında kullanılan bir kinayedir. "dilediğiniz yerden" ifadesi, nasıl isterseniz demektir.

Kelimesi nereden isterseniz değil nasıl isterseniz anlamına gelir. Çünkü kelimesi "nasıl" anlamında kullanılmaktadır. Nadiren karşılaşılabilecek durumlar haricinde "nereden" anlamında kullanılmaz. Her iki anlamda da kullanılacağını varsaysak bile; "tarlanızdır." ifadesi burada, "nereden" anlamına değil "nasıl" anlamına ait bir karinedir. Bu karine iki yerde birden gelmektedir. "Kadınlarınız sizin için bir tarladır" ifadesi, ekin anlamına geldiği ve ekin yerinden gelinmesi hususunda yeterlidir.

Ancak yaklaşma konusunu anlatırken "onlara dilediğiniz yerden varın”, ifadesi kullanılmamış, tam tersine, (ekin) kelimesi kullanılarak şöyle denilmiştir: "O halde tarlanıza dilediğiniz yerden varın." Ayette; her türlü ihtimali ortadan kaldırmak ve tekid için "kadınlara dilediğiniz yerden varın" ifadesi kullanılmamıştır.

Adeta Allahu Teâla şöyle demektedir: Ekin yerinden yaklaşmak kaydıyla kadınlara dilediğiniz şekilde yaklaşmanızda size bir günah yoktur. "O halde tarlanıza varın." ifadesi cinsel organdan yaklaşma hususunda kesin bir nasstır.

Diğer taraftan bu ayetin nüzul sebebini oluşturan kadınlara nasıl yaklaşılması gerektiği yönündeki soru da buna delalet etmektedir

Süfyan b. Said es-Sevri'den: Muhammed b. el-Münkedir Cabir b. Abudullah'ın şöyle dediğini haber veriyor:

"Yahudiler; kim karısı ile arkası dönmüş bir halde cinsi münasebette bulunursa çocuk şaşı olur, derlerdi. Bunun üzerine; "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz yerden varın." * ayeti nazil oldu.

"Bir hadiste ibni Cüreyc, Rasulullah (sav)'in: "Fercden (cinsel organdan) olduktan sonra önden ve arkadan." dediğini rivayet eder. Bu nedenledir ki; "Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın." ayeti, Allah'ın emrettiği yerin dışından onlara varmanın haram olduğuna delalet eder. "Kadınlarınız sizin için bir tarladır." ayeti, Allah'ın yaklaşılmasını emrettiği yeri yani cinsel organı açıklayan bir ifadedir.

Bunlara ilave olarak nikah ve evlilikle ilgili ayetler de buna delalet etmektedir. Bunların tamamı kadına dübüründen yaklaşmanın haram olduğuna delalet etmektedir.

Öte yandan kadınla dübüründen ilişki kurmanın haram olduğuna açıkça delalet eden birçok hadis vardır.

Allah Mümin’leri Bel’am’ların şerrinden korusun… (Amin)

Son Güncelleme : Pazar, 18 Ocak 2009

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 24/6/2007 - Şiilerin iğrenç inanışları

ŞİİLERİN İĞRENÇ VE SAPIK İNANIŞLARI…

 

1-Kuranı-kerimi hz.Osman değiştirdi diyorlar(haşa ve kella).Birçok ayeti inkar ediyorlar

2-Hazreti ömere lanet etmek zikirden ve kuran okumaktan daha sevabdır diyorlar(Haşa)

3-Hz.Ali yi sevenlere günah zarar veremezmiş.

4-Ehli sünnete ümmeti melune diyorlar

5-Hazreti Ebubekre ve hazreti Ömere bir kere lanet etmek yetmiş ibadet gibi diyorlar(haşa)

6-Hazreti Rukiye ile Ümmügülsüm hazreti Osman ile evlendiler diye rasulullahın kızı değildirler diyorlar(haşa)

7-Hazreti Ebubekir ve hazreti Ömer münafık idiler diyorlar(haşa ve kella)

8-İster Yahudi ister hristiyan olsun hazreti Ali yi seven cennete girecekmiş(haşa)

9-Sahabeleri sevenler ise müslümanda olsalar cehenneme gidecekmiş(haşa)

10-Sünnete düşman oldukları için sünnet kelimesine lanet ediyorlar.

11-Ehli sünnet Yahudi ve hristiyandan daha kötüdür diyorlar(haşa)

12-Hazreti Ayşe ile hazreti Hafsaya günde 5 kere lanet farzdır diyorlar(Haşa)

13-Her hacda minada hz.ebubekir ile hz.ömer taşlanır diyorlar(haşa)

14-Hz.Ömer ölünce melekler 3 gün kimseye günah yazmamış diyorlar.

15-Birşeye başlarken besmele yerine halifelere lanet ediyorlar(HAŞA)

16-Yemek ve içmek namazı bozmaz diyorlar.

17-Cihad ibadet değildir diyorlar.

18-Muta nikahına caiz diyorlar.

19-Taharetlenen su temiz diyorlar.

20-Çıplak namaz kılınır diyorlar.

 

Yorum (32) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 10/6/2007 - Humeyniyi tanıyalım..

Aşağıda örneği verilen kitapta Humeyni Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in tebliğ görevini gerektiği gibi yerine getirmediğini iddia ediyor.

 

 

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

DAVAMIZ

EHLİ SÜNNET HİZMETKARLIĞI

BAĞLANTILAR

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
Halidiye
aldananlar
İstikamet
Kerbela
Ismail aga forum

Kategoriler

Kategori yok

Arkadaşlar

sohbetsevenler
hidayetsaati
rasulunyolu